Türkiye, Ekrem İmamoğlu’nun diploma iptali, CHP’deki kurultay şaibesi ve İBB’ye yönelik yolsuzluk ile terör soruşturmaları gibi art arda gelen gelişmelerle çalkalanıyor.

Yaşanan bu süreç, bir kesim tarafından “hükümetin siyasi hamlesi” olarak yorumlanırken, diğer bir kesim CHP içindeki güç mücadelesinin bir sonucu olduğunu düşünüyor.

Peki, gerçekten bir darbe girişimi varsa, bunu yapan kim?

Diploma İptali: Süreci Kim Başlattı?

Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi diploması iptal edildi. Bu karar, birçok kişi tarafından sürpriz olarak görülse de, süreci başlatan kişi CHP veya Memleket Partisi’ne yakınlığıyla bilinen Ozan Özcan’dı.

📌 Özcan, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na sunduğu dilekçede, İmamoğlu’nun 1990 yılında Girne Amerikan Üniversitesi’nden İstanbul Üniversitesi’ne yatay geçiş yaparken usulsüzlük yapıldığı iddiasını gündeme getirdi.
📌 İddialara göre, Girne Amerikan Üniversitesi’nin YÖK denkliği 1993’te alınmıştı, ancak İmamoğlu 1990’da yatay geçiş yaptı.
📌 Ayrıca, üniversite kayıtlarında İmamoğlu’nun Doğu Akdeniz Üniversitesi’nden yatay geçiş yaptığı görülüyordu. Ancak, İmamoğlu daha önce bu üniversitede hiç okumadığını söylemişti.

Öte yandan, Girne Amerikan Üniversitesi’nin kurucu ortağı Özalp Tozan da konuya dair şu ifadeleri ortaya çıktı:

💢 “1986-1992 yılları arasında Girne Amerikan Üniversitesi’ne kayıt olan herkes bilir ki, o dönemde bu üniversitenin Türkiye’de denkliği yoktu.”
💢 “Bu okul bir vakıf üniversitesi değil, özel bir şirket üniversitesidir. Devlet üniversiteleri ile eşdeğer kabul edilmesi imkansızdır.”
💢 “Özel bir şirketin kurduğu bir üniversiteden Türkiye’deki devlet üniversitesine yatay geçiş nasıl mümkün oldu, anlamıyorum.”

Bu gelişmeler sonrası İstanbul Üniversitesi, yalnızca İmamoğlu’nun değil, benzer geçiş yapan 27 kişinin daha diplomasını iptal etti.

Bu süreç, CHP tarafından “hükümetin siyasi operasyonu” olarak sunulsa da, süreci başlatanların CHP içindeki bazı isimler olması dikkat çekiyor.

CHP Kurultayı: Kim, Kimi Bitirmek İstiyor?

CHP’de yaşanan kurultay süreci ve sonrasında ortaya atılan şaibe iddiaları, partideki iç çekişmelerin derinliğini gözler önüne serdi.

📌 CHP eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, kurultayın şaibeli olduğunu açıkça dile getirdi.
📌 CHP Hatay eski Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş, kurultayın iptali için mahkemeye başvurdu.
📌 CHP’li Hamza Çelebi ve bazı parti üyeleri de seçimlerin iptal edilmesi gerektiğini savundu.

Kurultay sürecinin mahkemeye taşınması ve bu iddiaların bizzat CHP içinden yükselmesi, İmamoğlu’nun parti içinde ne kadar güçlü muhaliflerle karşı karşıya olduğunu gösteriyor.

CHP içerisindeki bu mücadele, hükümetin bir operasyonundan mı ibaret, yoksa partinin kendi içindeki tasfiye sürecinin bir sonucu mu?

İBB’de Yolsuzluk ve Terör Soruşturması

Tüm bu gelişmeler yaşanırken, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik geniş çaplı bir soruşturma başlatıldı.

📌 İmamoğlu dahil 100’den fazla kişi hakkında gözaltı kararı verildi.
📌 İBB iştirakleri üzerinden yapılan ihalelerde usulsüzlük yapıldığı öne sürülüyor.
📌 İBB içinde terör örgütü sempatizanlarının işe alındığı iddia ediliyor.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturmayla ilgili şu iddiaları öne sürüyor:

✔️560 milyar liralık yolsuzluk soruşturması yürütülüyor.
✔️ İmamoğlu’nun yönettiği “Kent Uzlaşısı” yapılanmasının, PKK/KCK terör örgütüyle bağlantılı olduğu iddia edildi.
✔️ Bazı iş adamlarının zorla para vermeye zorlandığı öne sürüldü.
✔️ İBB iştiraklerinden alınan ihalelerin, belirli kişilere yönlendirilerek büyük miktarlarda para aktarıldığı iddia edildi.

Bu süreç “hükümetin bir operasyonu” mu, yoksa belediye içinde yıllardır süregelen bir sistemin açığa çıkması mı?

Bu Süreç Kime Yarıyor?

Burada dikkat çeken en önemli nokta şu:

✅ CHP içinde, özellikle İmamoğlu’nu istemeyen bir kesimin olduğu artık açıkça görülüyor.
✅ Bu süreç, İmamoğlu’nu mağdur konumuna getirerek ona siyasi avantaj sağlayabilir.
✅ 2019 seçimlerinde benzer bir süreç yaşandığında, halk hükümete tepkisini sandıkta vermişti.

Hatırlarsanız, İmamoğlu ve Binali Yıldırım arasındaki yarışta seçim iptal edilmiş, ilk seçimde 50 bin olan fark, tekrar seçimde 800 bine çıkmıştı.

Bu noktada şu sorular önem kazanıyor:

❓ Hükümet gerçekten böyle bir operasyon yaparak kendi ayağına mı sıkıyor?
❓ CHP içindeki bazı gruplar, İmamoğlu’nu etkisiz hale getirmek için mi bu süreci başlattı?
❓ Bütün bunlar, İmamoğlu’nu güçlendiren bir mağduriyet algısı yaratmak için mi yaşanıyor?

Tüm bu gelişmeler, kamuoyunun farklı yorumlar yapmasına neden oluyor.

Hukuki Süreç Devam Ediyor

Ekrem İmamoğlu’nun suçluluğuna veya masumiyetine karar verecek olan yargıdır.

📌 Hukuki süreç devam ederken, insanları sokağa çağırmak provokasyonlara açık bir ortam yaratabilir.
📌 İmamoğlu’nun bu süreçten nasıl çıkacağı, tamamen halkın nasıl tepki vereceğine bağlı.
📌 Siyasi atmosferin gerginleştiği bu dönemde, gelişmeleri sağduyulu bir şekilde takip etmek gerekiyor.

Bence, en kritik konu halkın bu durumu nasıl değerlendireceği. 2019 seçimlerinde olduğu gibi, halk bu süreci “siyasi bir hamle” olarak görürse, İmamoğlu bundan güçlenerek çıkabilir. Ancak, yolsuzluk ve terör iddiaları somut delillerle ortaya konursa, bu kez durum tamamen değişebilir.

Darbeyi yapan CHP mi, hükümet mi? Yoksa bu sürecin kazananı ve kaybedeni halkın vereceği tepkiye mi bağlı?

Tüm bu gelişmeler ışığında, sürecin nasıl ilerleyeceğini zaman gösterecek.

Kalın sağlıcakla…

Sinan ÇEVİREN